Beyaz Saray’da yayımlanan gizli bir ABD istihbarat raporu, İran’daki çatışmaların Çin’in askeri ve ekonomik pozisyonunu güçlendirdiğini ortaya koydu. Analiz, Pekin’in silah satışları ve enerji stratejileri ile birlikte ABD’nin mühimmat stoklarındaki erime sayesinde elde ettiği avantajları detaylı bir şekilde ele alıyor. Pentagon’un alarma geçmesine yol açan bu rapor, Çin’in savaşın merkezinde olmadan en kazançlı çıkan ülke olduğunu gösteriyor.
The Washington Post’un edindiği bilgilere göre, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı askeri operasyon, Çin’in Orta Doğu’daki etkisini artırdı. Rapora göre, Çin, İran’ı silahlandırarak bölgedeki Arap ülkelerine de bu doğrultuda destek sağladı. Bu strateji, Çin’in bölgedeki nüfuzunu arttırırken, Çin yapımı askeri sistemlerin ABD sistemleriyle yan yana konuşlandırılmasına olanak tanıdı ve bu durum güvenlik açısından tehdit oluşturdu.
Rapor, Başkan Donald Trump’ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yapmış olduğu yüksek riskli görüşmeler sırasında, Washington ve Tahran arasındaki gerilimin jeopolitik maliyetlerini ele alarak Pentagon’un kaygılarını artırdı. Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı tarafından hazırlanan belge, Çin’in İran savaşına olan tepkisini diplomatik, askeri, ekonomik ve bilişsel açılardan değerlendirdi.
Savaşın başlamasından bu yana, Çin, İran’a yönelik askeri operasyonlardan etkilenen ABD müttefiki Arap ülkelerine silah satışları gerçekleştirdi. Ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla enerji tedarikinde zorluk çeken ülkelere yardımda bulundu. Aynı zamanda, bu çatışmanın ABD’nin Tayvan ile ilgili potansiyel gerilimlerde kullanabileceği büyük mühimmat stoklarını tüketeceği belirtiliyor.
Rapor, Pekin’in savaşa yönelik eleştirilerini kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirdiğini ve Washington’u uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladığını ortaya koyuyor. Orta Doğu’daki ABD askeri teçhizatının zarar görmesi, Pekin’in ABD’nin savaş stratejilerini gözlemlemesine ve kendi operasyonlarını planlamasına imkan tanıdı. Sonuç olarak, Çin, aktif olarak katılmadığı bir savaştan daha da güçlenerek çıktı.
Pentagon sözcüsü Sean Parnell, bu raporla ilgili yaptığı açıklamada, küresel güç dengesinin ABD dışındaki bir ulusa kaydığı yönündeki iddiaların asılsız olduğunu vurguladı. Beyaz Saray sözcüsü Olivia Wales ise, ABD ordusunun kısa bir süre içinde İran rejiminin askeri gücünü önemli ölçüde yok ettiğini ve deniz ablukalarıyla ekonomisini etkilediğini belirtti. Wales, “ABD ordusu, tüm dünyada eşsiz bir güce sahip olan yeryüzündeki en büyük savaş gücüdür,” dedi.
Çin Büyükelçiliği sözcüsü Liu Pengyu, Pekin’in barışı teşvik etmeye kararlı olduğunu ifade ederek, durumu tehlikeli bir şekilde istismar etmeyerek çatışmaların yeniden başlamasını engellemeye odaklandıklarını belirtti. Ancak analistler, bu raporun Çin’in savaşa yönelik tepkisini daha iyi anlamamıza yardımcı olduğunu düşünüyor. Uzman Jacob Stokes, İran’daki savaşın genel dengede Çin’in jeopolitik konumunu büyük ölçüde iyileştirdiğini ve güç dengesinin Pekin lehine kaydırıldığını savunuyor.